TESETTÜRDEN ÖNCE BEN- HAYATA BAKIŞ AÇIM

by Kadın Sitesi Moda Güzellik Kadınca on 19 Eylül 2013 Perşembe



Selamlar...
Bugün namaza başladığımdan ve tesettüre girdiğimden bu yana vicdan azabı çektiğim bir konu hakkında yazmak istedim.
Tesettürden önce hayata bakış açım:
Şeytan o zamanlar zaten içime yerleşmiş ve benimle bütünleşmişti. Sanırsın ben şeytandan daha fazla günahkarım.

Öncelikle ben ortaokulu İmam Hatip' te okudum. Ve her şey Şeytanın beni kandırması; "artık özgürsün " edaları içinde liseye başka okula gitmeye yönlendirmesiyle başladı.
Kız Meslek lisesine başladım. Artık okulda saç açık, etek mini, her gün ayrı saç şekli yapmalar. Karşı cinsin beğeni dolu bakışlarının verdiği yalan mutluluklar...
Kapalı insanların yanından geçerken onları aşağılayan bakışlarla bakan BEN!
Sonra arkadaş arasında muhabbetlerde "Ya hapishane gibi okuldu, kurtuldum ordan oh bee..." muhabbetleri.
Şu an bunları yazarken gözyaşlarıma yine mani olamıyorum. Kendime çok kızıyorum ama geri gelmiyor geçen günler. Aynen ömür de böyle; günahkar olarak geçirirseniz, ebedi hayata gittiğinizde günah işlememek için geri gelmek istiyorsunuz. Ama geri dönüş yok :( Rabbim affetmeyi sever ve affeder. O çok bağışlayandır. İnşallah ölmeden önce müslüman kardeşlerimiz gerçekleri görür ve tövbe eder.
Pişmanlıklarımın hangi birini anlatayım... Lise günahlar içinde devam etti. "Samsun gibi büyük bir şehirdesin gezeceksin, tozacaksın, daha çok gençsin" diyordu şeytan. Bende ona uyarak ölümü aklımın ucundan bile geçirmeyip, arkadaşlarımla beraber her gece geç saatlere kadar dışarıda gezer tozardım. Ama biliyor musunuz. Şu an tesettüre girdiğim mutluluğun-huzurun % 1' ini dahi bulamazdım.
Çok iyi hatırlarım. Her akşam saatleri içimde bir huzursuzluk, bir can sıkıntısı olurdu. Halamın kızı vardı. Hemen onu arardım. "İçimde bir mutsuzluk var yaa hadi bir Çiftlik Caddesi yapalım" derdim. Süslenir püslenir, günah kılıflarımızı giyer çıkardık. O Cafe senin bu içkili mekan benim. Her gece gezer dururduk.
Ben bunları yazarken kendimden o kadar utanıyorum ki anlatamam size :(
Ama benim Rabbim o kadar yüce ki; hiç bir duamı ve isteğimi geri çevirmiyor. Çok şükür. Ve beni o kadar işlediğim büyük günahtan sonra huzuruna kabul ediyor!
Bu anlattıklarım günahlarımın çok küçük bir kısmı. Şu an bazı eleştirdiğim açık bayanlar var ya, onlardan daha beterdim ben. Hep burnu havada gezerdim. Şeytanın sevdiği emrettiği ne varsa mevcuttu bende. Gurur, kibir, inatçılık, hor görme, büyüklenme, insanlara havalı görünme.... 
Bir kişide demezdi "bu kız havalı değil." Anneme hep "kızın çok havalı" derlermiş. Arkadaşlarımın yakınları da öyle dermiş. Bende bununla övünürdüm biliyor musunuz? Sanki çok gurur verici bir davranışmış gibi.
İmam Hatip Orta okulunda dayımın kızıyla samimiydik. Zaten ailem o gidiyor diye beni İmam Hatip' e yazdırmıştı. Bende onu çok severdim. O okula o yüzden gittim. İmam Hatip yıllarım çok güzeldi. Gençliğin verdiği ufak tefek günahlar işliyorduk.
 Ergensin aklın beş karış havada. Ama Sultan hep bana iyi örnek oluyordu. O kadar iyi kalpliydi ki. Sultan' la samimi olduğumuz için ben dayımlarda çok kalırdım. Sabahları dayım sabah namazına kaldırırdı. O kılardı. Zar zor da olsa kalkardı. Ama ben kalkmazdım.
Benim ailem kaldırmazdı beni. Uyusun diye kıyamazlardı. Bende içimden "bu dayımda çocuklarını sevmiyor yaa, namaza kaldırıyor" derdim. Oysa;

"Seven sevdiğini namaza alıştırsın." diye... de bir söz varmış :(
Yeni yeni taşları oturtuyorum kafamda...

Sultan hala kapalı. Ona tesettürden önceki hayatımda bu kadar imrenmezdim. Sadece anlamaya çalışırdım. Yurt dışında evli. Yurt dışında açılmak daha kolaydır. Ama o açılmadı. Hatta namaz kılmayan eşini bile namaza alıştırdı.
Peki bu kadar sağlam şekilde dine bağlanması neyden kaynaklanıyordu sizce?
Neden biliyor musunuz? Hani çocuk yaşta verilen dini eğitim var ya... İşte hepsi burada gizli!
Son zamanlarda bununla ilgili bir çok dini kitap bile satılıyor. Ama taa yirmi yıl öncesi felan bu kadar önemli bir konu değildi.Ailen isterdi kapanırdın. Olay bundan ibaretti yani. Ama Sultan' ın bu güçlü imanı, daha çocukken sabah namazına kaldırılmasında saklıymış meğer...

Ben tesettürden önce; kendimi Kafdağında görürdüm. Tesettür benim için; özgürlüğümün kısıtlanması ve çağdaş olmamanın simgesiydi. Ama asıl özgür olmayan tesettürden önce "Nefsine köle olan, Şeytanın emirlerine itaat eden" ben mişim!
Ama asıl özgürlük Tesettürdeymiş. Rabbine köle olmakmış ÖZGÜRLÜK!
Seni her an seven biri var ve o seni bütün kötülüklerden uzaklaştırıyor... düşünün...

YAZIMIN DEVAMI GELECEK ...

Çocukluk hikayemi okumak için TIKLAYIN.

Blog, Updated at: 15:58

0 yorum:

Yorum Gönder